AvrupaTürkDiasporasi_1

Konunun başında ‘Diaspora’ kavramının izahını bilmemiz gerekmektedir. Bugün Diaspora kelimesi ile karşılaşıldığında aklımıza ilk gelenler ‘Ermeni Diasporası’ veya ‘Yahudi Diasporası’dır.

Diaspora kelimesi Yunanca bir kelime olup ‘Herhangi bir milletin yurdundan ayrılmış kolu veya kopuntusu’ olarak tanımlanmaktadır.

Tarihsel arka planına baktığımızda ise Diaspora, Yahudi toplumunun M.Ö. 586 yılında Babil Esareti’nden sonra farklı diyarlarda yaşamaları sonucu kullanılmaya başlamış bir tabirdir.

“Diaspora’nın temel karakteristik özellikleri nelerdir ?” diye baktığımızda sadece ülkelerini zorla ya da işgal veya sömürgecilik gibi siyasi nedenlerle değil aynı zamanda ekonomik nedenlerden dolayı terkeden toplumları da kapsamaktadır. Bu bağlamda bir topluluğu Diaspora olarak tanımlamak  için aşağıdaki 5 özellik olması gerekmektedir.

a)     Ülkesi dışında yaşayan
b)     Örgütlü olan
c)     Yaşadığı ülkeye tam bir aidiyet hissi duymayan ve kısmen dışlanan
d)     Anavatana ilişkin olarak bir geçmiş ve gelecek için vizyonu olan
e)     Anavatanla ilişkilerini ve bağlarını devam ettiren (ticari, akrabalık, politik vs.)

1960’larda başlayan Avrupa’ya göç olgusu bugün itibariyle artık kalıcı bir hale gelmiştir. Yaşadıkları topluma entegre olmuş, göçün başlamasından bu yana birkaç nesil geçmiş, dünyanın değişik bölgelerine dağılmış ve yaşadıkları ülkelerde sadece işçi statüsünde değil sosyal, siyasal ve kültürel alanda var olan (sanatçı, sporcu, akedemisyen, müteşebbis vs.) bir Avrupa’lı Türk varlığı bize Avrupa’da bir Türk Diasporasından bahsetme fırsatı veriyor.

Diaspora neden önemli?
Diasporalar, dünyayı anavatana ve anavatanı ise dünyaya bağlayan bir pazardır. Diaspora’nın yaşadığı ülkenin vatandaşları anavatanı ilgili ülkede yaşayan Diaspora üzerinden okumaktadır. Bugün gündemimizi daha fazla meşgul eden Diaspora’da öncü ülkeler sırasıyla 80 milyon Diaspora’ya sahip olan İrlanda (36 Milyon ABD, 14 milyon İngiltere, 7 milyon Avustralya), 60 milyonluk Çin Diasporası, 27 Milyonluk İtalya diasporası, 25 milyonluk Hint diasporası ve 20 milyonluk Polonya diasporasıdır.

2. Dünya Savaşı sonrası küresel güç diasporası 225 milyon olarak ifade edilmekte ve 2050 yılında 405 milyona ulaşacağı varsayılmaktadır.

Avrupa’lı Türkler ve Sayısal veriler
Diaspora kavramının tanımı ve bir ülkenin dış politikası noktasındaki önemini ifadeden sonra Türkiye’nin yurtdışı varlığına bakalım.

7 milyonluk Türk Diasporası’nın 5.5 milyonunu barındıran Avrupa kıtasının göçün iş gücü antlaşmaları ile başladığını görüyoruz.

1. Almanya 30 Ekim 1961
2. Avusturya, Belçika, Hollanda 1964
3. Fransa 1965 ve İsveç 1967

AvrupaTürkDiasporasi

60 yıl önce başlayan bu sürecin sonucunda bugün Almanya’da 3 milyon, Fransa’da 600 bin, Hollanda’da 400 bin, Belçika’da 320 bin, Avusturya’da 300 bin Avrupa’lı Türk yaşamaktadır.

Bugün itibariyle Avrupa’daki Türk işletmelerinin sayısı 140 bin civarındadır. Bu işletmeler 640 bin istihdam sağlarken yıllık 50 milyarlık bir ciroya sahiptir. Bu müteşebbislerin 90 bini Almanya’dadır. Yine istihdam sağlanan 450 bin kişi de Almanya’da bulunmaktadır.

Almanya’da yaşamakta olan 9 milyon göçmen topluluğun % 31’ini Türkler oluşturmaktadır. 3 milyonluk kitlenin 1 milyon 20 bini sadece Alman vatandaşlığına sahip. Yaklaşık olarak 1.1 milyonluk bir seçmen kitlesinden bahsedebiliriz Almanya için.

Ekonomik açıdan Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı 10 ülke arasında AB’den 5 ülke bulunmakta, 5 binden fazla Alman firmasının Türkiye’de yatırımı bulunmakta ve yabancı yatırımcılarda AB başı çekmektedir.

Türk Diaspora oluşumları ve Devlet desteğinin tarihsel süreci
Kıymetli misafirler, Avrupa’daki Türk Diasporasi kendi işadamları derneklerini, dini ve kültürel derneklerini, siyasi derneklerini, öğrenci derneklerini, spor klüplerini, yerel medya kuruluşları gibi sosyo-psikolojik ihtiyaca cevap verecek birçok toplum örgütü kurulmuştur. Bunlar

1. Vatandaş ile bağ
2. Ülke ile iletişim (hemşehri derneği)
3. Dayanışma sağlamaktadır.

Bu süreçte, yani 1960-2002 yıllarında Türkiye’nin Diaspora politikasından bahsedebilmek mümkün değildir. Anayasa’nın 62. maddesi yurtdışında yaşayan değil, çalışan toplumun Türkiye ile bağlantısı noktasında devletin sorumluluğundan bahseder. Bu yıllarda devletin uyguladığı (yurtdışında yaşayan) siyasetin birkaç karakteristik özelliği vardır. Bunlar:

  • Güvenlikçi bir politika nedeniyle çeşitli dini cemaatler tehdit olarak algılamakta idi (Süleymancılar, Milli Görüş gibi). Bu ideal vatandaş tipolojisi (laik, türk, secular) vatandaşlar arası ayrımı beraberinde getirdi.
  • Geçicilik üzerine kurgulanmıştır, yurtdışı diaspora gücü değil, vatandaşını sadece işçi durumunda gören bir Anayasa’nın 62. Maddesi’nde belirtilmiş bir anlayış. 60-80 arası tamamen güvenlik zaviyesinden bakılan bir yurtdışı varlık.
  • Hizmetlerin uygulayıcısı olan devletin kurumlarının hem mekansal, hem bütçesel hem de personel yetersizliği. Bu vatandaş ile mesafeli bir anlayışın yani devlet için var olan bir millet anlayışı ve Avrupa’lı Türklerin sorunlarına yabancı ve ilgili bilgi eksikliği ile de desteklenince vatandaşına uzak bir noktaya geliniyor. Bu anlayış 2002 yılı itibariyle değişti. En önemlisi diaspora tanımı ‘Anadolu’dan gelen herkes’ deyimi ile geniş bir alana oturtuldu.

Dış politikada güvenlikçi bir anlayışın değişip etrafındaki ülkeleri tehdit olarak görmeyen bir siyasi yapı bunu yurtdışı Türklere de yansıttı.

Gurbetçi, Almancı tanımı yerine Avrupalı Türkler, lobi ve diaspora sözcükleri ikame edildi.

YTB ve Yunus Emre gibi direk yurtdışı potansiyele hitap eden kurumlar oluşturuldu.

Yurtdışı vatandaşlara seçme imkanı yaşadıkları ülkede sunularak aidiyet bilinci önemli ölçüde arttırıldı.

Uluslararası ilahiyat, mavi kart, yeni konsolosluk binaları gibi çalışmalar diasporayı daha fazla gündeme taşıdı.

Hükumet programında Avrupa’lı Türkler, yurtdışı Türkler ilk defa 3 sayfa ile yer buldu.

Avrupalı Türkler’den beklentisi olan 3 kesim bulunmaktadır.

  • Türkiye
    1. AB sürecine destek
    2. Lobicilik ve yeknesaklık
  • Almanya
    1. Bütünleşmeye katkı
    2. Radikal gruplara karşı işbirliği
  • Avrupalı Türkler
    1. Siyasal katılımın artması
    2. Sosyal ve kültürel sorunların çözümü

    1. Dışlama
    2. Ayrımcılık
    3. İslamofobi
    4. İşsizlik
    5. Eğitim vs.

Tüm bu sorunlar siyasi katılım ile doğrudan ilintilidir.

AvrupaTürkDiasporasi_3

Avrupa’daki Türk diasporası Avrupa için tehdit değil bir şanstır. Bu diaspora aynı zamanda ilgili ülkenin Türkiye’deki diasporasıdır. İki topluma ait bu kesimin her iki toplumdaki siyasal katılımı önemlidir.

Modern toplumlarda hak aramanın, talepte bulunmanın ve bunları kurumsallaştırmanın etkin yolu siyasete katılmayı gerektirmektedir. Almanya başta olmak üzere burada önemli bir potansiyelin varlığından söz ediyoruz. Siyasal katılım hem Avrupa’da yaşanılan ülkede hem de Türkiye seçimleri için geçerli.

Öncelikle Avrupa siyasetine bakalım.

Bugün Avrupa’da AFD gibi ırkçı partiler yükseliş trendidedirler.

Ekonomik sıkıntılar, PEGİDA, Terör olayları AB karşıtlığı

Bu yükseliş Avrupa’nın temel değerleri olan çoğulculuk, fikir özgürlüğü, eşitlik, farklılara saygıyı tehdit etmektedir.

Avrupa ülkelerinde bugün 5 milyon Türk nüfusu var. Bunun 3 milyonu Almanya’da ve 600 bin ilkokul öğrencisi olan yaş ortalaması 29.5 olan dinamik bir nüfus. Son federal seçimlerde 11 türk kökenli vekil federal parlamentoya seçildi. 2 eyalet bakanı ve 9 eyalette toplam 40 türk kökenli parlamenter bulunmaktadır. Kısmen Belçika’da da bu temsil görülmektedir.

İsveç’te bakanın istifa etme durumuna hep beraber şahit olduk.

  1. Pasif siyasi katılım

Avrupa genelinde 2,5 milyon Almanya’da ise 1 milyon civarında bir seçmen kitlesi var (Avrupalı Türkler olarak). UETD olarak 2013 yılında Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmalar Merkezi (HUGO) ortaklığı ile bir anket düzenledik. ‘Türkiye kökenli Alman vatandaşlarının Almanya federal seçimlerinde siyasal davranışlar’ konulu bu araştırmaya göre 22 Eylül 2013 seçimlerinde siyasal katılımın 70 % oranında olacağı öngörülmüştür. Bu 950.000 seçmenin 666.000 oy kullandığı manasını taşır. Bu iki nedenden önem arzetmektedir.

  • Türk kökenli seçmenlerde siyasal katılım düşük algısını kırmak (gençlerde apolitik bir durum var. Bunun üzerinde çalışılmalıdır.)
  • AB seçimleri
  • Federal, Eyalet ve yererl seçimler önemsenmeli
  1. Aktif katılım
  • Partiye üye olma
  • Parti çalışmalarına katılma
  • Partilerde aktif görev alma

Türkiye seçimlerine aktif siyasi katılım

İlk defa Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile bulundukları ülkede oy kullanmaları sağlanan diasporanın bu seçimlerde toplam 2.8 milyona varan seçmen kitlesi ile gösterdiği katılım 530.135 (18.94%) oldu. Daha sonra 7 Haziran seçimleri bu oran 39%’larda ve 1 Kasım seçimlerinde toplam 2.899.069 seçmen ile 44.78% düzeyinde oldu. Burada 1.159.871 kişi bulundukları ülkede (40.01%), 138.545 kişi ise Gümrük kapılarında (4.78%) olmak üzere toplam 1.298.325 kişi oy kullandı.

  • Bu diaspora tarihi için eşi görülmemiş bir başarı. Bu Türkiyedeki siyasi katılım ile ölçülmemeli. Diaspora özelliğinde ne yaşadığı ülke nede geldiği ülke siyasetine ilgi fazla değildir.
  • Tüm zorluklara rağmen bu başarı
    1. Randevu sistemi
    2. Yetersiz kabin ve sandık sayısı
    3. Konsolosluklara ulaşım için kat edilen yol
    4. Kuyruk ve bekleme süresi
  • Artan bir trendin ivmesi takdire şayan
  • Aidiyet duygusu adına çok önemli

Almanya’da ve Avrupa’daki katılıma bakıldığında bu önemli bir başarı.

Temsilde siyasi partilerin hassasiyeti görülmemekte. Ben Avrupa’nın veya Diaspora’nın halen Türkiye seçimlerinde seçim hakkının olmadığını iddia ediyorum. Zira kimi seçiyoruz?

  • Avrupa ve Diaspora bir seçim bölgesi olmalı
  • Türkiye seçimlerinde siyasi katılım önemli. Bunun örnekleri (Tunus, İtalya vs.) mevcuttur.