UETD_PolitikGezi2016_Resim_1

UETD olarak Alman STK temsilcileri, gazeteciler ve siyasetçileriyle başlattığımız üç günlük Türkiye programının ilk ayağı Diyarbakır’dı. Gezi Diyarbakır’ın Sur bölgesinin kale içinde tarihi alanları gezerek başladı.

Başta Diyarbakır’ı feth eden Hz. Süleyman adına yaptırılan camii ve cevresindeki tarihi yapılar ziyaret edildi. Mihmandarın anlattıklarından yola çıkarak, bugün maalesef terör ile anılan Diyarbakır’ın nasıl kadim bir medeniyetin ve geleneğin temsilcisi olduğunu misafirlerimiz ile birlikte birazda hayranlık ile müşahade ettik. Bu tarihi mirasın misafirlerimizin Diyarbakır algısına müsbet bir etki yaptığını izlemledik.

Dört ayaklı minarenin bulunduğu Sur’da, Diyarbakır barosu başkanı Tahir Elçi’nin PKK terör örgütü tarafından öldürüldüğü yeri ziyaret etmek ve PKK nın hendekler üzerinden başlattığı çatışmaların sonucunu görmek etkileyici idi. Hendek meselesini Diyarbakır halkı ile konuştuğunuz zaman, PKK nın halkta açtığı yaralarla ve halkta oluşturduğu tepki ile adeta kendini hendeklere gömdüğünü görmek mümkün. Bu algı misafirlerimizde de oluştu.

Daha sonra gittiğimiz Tanış köyünde gördüklerimiz ve duyduklarımız dehşet vericiydi. Medya’nın da geniş yer verdiği Tanış köyünde, PKK nın saklamak için Tanış’a getirdiği 15 tonluk bomba yüklü kamyonu köy halkı tarafından kabul edilmeyince ve hatta tepki ile karşılaşınca, kamyonu getiren PKK lı terörist ile köylüler arasında çıkan tartışmada PKK lı terörist uzaktan kumanda ile bombayı patlarmış. Bu patlama sonucu 16 köylü hayatını kaybetmiş. Fakat patlamanın etkisi o kadar büyükmüşki, 16 kişinin cesedinden sadece geriye 60 kiloyu geçmeyen parçalar kalmış. Köylü’ler sadece şehit olan her şahıs için birer sembolik mezar yapmış.

Başsağlığı dileklerimizi ilettiğimiz köy muhtarı Bayram Yaman, hepsi yakın akrabası olan şehitler için, tüm köy halkı olarak hala derin bir yas içinde olduklarını belirtti.
PKK terörünün bizzat Kürt halkına verdiği zararı yerinde gören misafirlerimiz, madalyonun diğer yönünü görmenin şaşkınlığı içindelerdi.

Akşam üstü bir araya geldiğimiz AK Parti Diyarbakır il başkanı Muhammed Akar, AK Parti Diyarbakır milletvekili Ebubekir Bal ve Diyarbakır Ticaret Odası başkanı Şeyhmus Arslan’dan bölge meselelerini birinci ağızdan dinlemek öğretici idi. İlgili kişilerin misafirlerimizin sorduğu eleştirel sorulara verdikleri cavaplar ezber bozucu nitelikteydi.
Misafirlerimizden birinin il başkanına sorduğu sorulardan birisi:“Diyarbakır’da AK Parti’de siyaset yapmak nasıl bir şey?”İl başkanının cevabı: “Sürekli ölüm ve tehdit ile yaşamak”Özetle: Her şeye rağmen Diyarbakır’da hayat normal seyrinde devam ediyor. Olağan üstü bir durum yok. Bunu Diyarbakır’ın tarihi mekanlarını ve merkezi yerlerini gezdiğiniz zaman görmek mümkün.

İslam medeniyetinin önemli 5 şehrinden bir olan Diyarbakır, Mekke ve Medine’den sonra en fazla sahabenin yaşadığı yer. Bu etkileyici şehirin tarihi mirasına uygun bir şekilde huzura kavuşması herkesin temennisi olmalı.

Gezinin ikinçi durağı Şanlıurfaurfa kozmopolit bir şehir. Hem geçmisi itibari ile dinler açısından kozmopolit, hem de bugüne bakıldığında etnik anlamda çok boyutlu. Şehir’de Araplar, Türk’ler ve Kürt’ler iç içe yaşıyorlar.Şehire ilk girdiğinizde şehrin büyüme ve gelişme sürecinde olduğu hemen göze çarpıyor. Urfa büyükşehir belediye başkanı Nihat Çiftçi, Urfa milletvekili Halil Özcan, Harran belediye başkanı Mehmet Özyılmaz, Harran kaymakamı Temel Ayca, Eyyübiye belediye başkanı İlhami Günbeği ile, birlikte geldiğimiz Alman gazeteciler, siyasetçiler ve STK temsilcileri şehrin sorunları üzerine kapsamlı görüşmeler yaptık. Kentin ana gündemi Suriye’den gelen mülteciler. Urfa’da 500 bin Suriyeli mülteci yaşıyor. Bunlar’ın 100 bini AFAD’ın kurduğu kamplarda kalıyor, 400 bini ise Urfa bölgesine dağılmış durumda. Urfa’nın toplam nüfusunun yaklaşık 1 milyon 900 bin olduğundan yola çıkılırsa, 500 bin mültecinin her türlü sosyoekonomik sınırları zorladığını varsaymak abartı olmaz. 
Almanya’dan gelen gazeteci ve siyasilerin Urfa’lı yöneticilere sordukları en sık soru; kısa sürede bu kadar mülteci alan bir kentte bu durumun yerel halkta bir tepkiye sebep verip vemediğiydi. Çünkü benzer süreç Avrupa’da aşırı sağcı partilerin yükselişine neden olmaktaydı.

Urfalı yöneticiler toplumsal gerginliğe yol açacak bir tepkinin oluşmadığı belirterek iki noktaya vurgu yaptılar:

1. Suriye’den mültecilerin çoğunun Urfa’da akrabası olması, 1. Dünya savaşından sonra çizilen sınırlar ile akrabların bir kısmının sınırın öbür tarafında, bir kısmının ise Türkiye tarafında kalmaları, bu süreç ile akrabaların birleşmesine vesile olunması gerçeği. Suriyeli mültecilere Urfa’daki akrabalarının yardım etmesi Türkiye’ye entegrasyonlarını kolaylaştırıyormuş.

2. Gelen mülteciler de müslüman olduğu için yerel halk olaya dini perspektiften bakıyor. Muhacir-Ensar metaforunun gerçekten mülteciler ile Urfa’lıları dayanışma içine sokuyor. Bu iki neden böyle sancılı bir sürecin sorunsuz bir şekilde atlatılmasında gerçekten etkili olduğunu halk ile konuştuğunuz zaman anlıyorsunuz.

Bu anlamda Urfa Türkiye’nin geneli için iyi bir model oluşturuyor. Hem farklı etnik gurupların bir arada sorunsuz yaşamalarından dolayı, hemde Suriye olayında görüldüğü gibi tarihsel mirasıyla entegrasyonu sıkıntısız sağlayabildiği için.Mutlaka vurgulanması gereken konu; Türkiye’nin AFAD üzerinden mültecilere verdiği hizmetteki kalite ve profesyönellik. Heyetimizde bulunan Alman siyasetçiler, gazeteciler ve STK temsilcileri de en çok etkileyen bu oldu. Harran mülteci kampını kapsamlı gezdikten ve hizmetleri bizzat gördükten sonra verdikleri röportajlarda misafirlerimiz bunu üstüne basarak tekrarladılar. Dikkatimizi çeken başka bir husus ise konuştuğumuz Urfa’lı yerel yöneticilerin geniş ufuk sahibi olmaları. Mülteci meselesi onları yerel yöneticiliğin ötesinde olayları uluslararası boyutu ile değerlendiren aktörler haline getirmiş.
Son durak Ankara

UETD olarak Almanya’dan birlikte geldiğimiz Alman gazeteciler, milletvekilleri ve STK temsilcileri ile Türkiye’ye yaptığımız gezinin son durağı Diyarbakır ve Şanlıurfa’dan sonra Ankara oldu. Diyarbakır ve Urfa gezimizde Türkiye’yi toplum üzerinden okumaya çalıştık. Ankara’da ise devleti yönetenler üzerinden. Ankara’da ilk durağımız TBMM idi. Bizim gibi “Avrupalı Türk” olan İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Yeneroğlu heyetimize mecliste bir kahvaltı verdi. Kahvaltı’da darbe gecesi yaşadıkları ve Türk Alman ilişkilerini değerlendiren konuşmasında, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha sağlıklı yürümesi gerektiğini vurguladı. Heyetimizdeki Alman Hıristiyan Demokrat Partisi milletvekili Sayın Christian von Stetten de Yeneroğlunun konuşmasındaki temennilere katıldığını belirtti.

Meclis’ten sonraki durağımız TRT Genel Mdürlüğüydü. TRT Genel Müdürü Sayın Şenol Göka TRT hakkında verdiği genel bilgilerden sonra, TRT’de darbe gecesi yaşanan olayları detaylı bir şekide anlattı. Toplantıya Darbe teşebbüsü gecesi TRT ekranında darbecilerin bildirisini silah zoru ile okumak zorunda kalan Tijen Karaş o gece yaşadıklarını detaylı bir şekilde anlattı. Anlatımından etkilenmemek mümkün değildi. Tijen hanım olayları anlatırken hala olayın şokunda olduğu fark ediliyordu. Kendisi geçirdiği şokun etkisiyle hala işine ekranlara geri dönememiş.

Daha sonra Başbakan Binali Yıldırım Bey heyetimizi kabul etti. Yaklaşık iki saat süren görüşmelerde heyet üyelerimizin soruları üzerinde Türkiye – Almanya ve Türkiye Avrupa ilişkileri detaylı bir şekilde masaya yatırıldı.

Ankara’da ki son görüşmemiz Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu ile oldu. Sayın Çavuşoğlu Türkiye – Almanya dostluğuna vurgu yaparak, Türk – Alman ilişkilerinde yaşanan sorunları anlamakta zorlandığını belirtti. Heyet üyelerinin eleştirisel sorularına açıklıkla cevap veren Sayın Çavuşoğlu vize konusanda AB nin verdiği sözü yerine getirmesini beklediklerini belirtti.
Günün sonu ve 3 günlük seyyahatin son akşamında katılımcıların Türkiye izlenimlerini değerlendirdik. İstinasız tüm heyet üyeleri gezinin kendileri açısından çok bilgilendirici geçtiğini, gezi öncesi anlamlandırmadıkları bazı şeyleri sonrasında daha kolay anlamlandırbildiklerini söylediler. UETD’ye bu çok başarılı organizasyon için teşekkür ederek bundan sonraki benzeri etkinliklerde de yer alma ve yakın diyaloğu sürdürme isteklerini belirttiler.

Bu samimi dileklerini bugünlerde özellikle medya temsilcilerinin yayınlanan yazılarından takip edebiliyor ve gezinin Türk Alman ilişkilerinin normalleşmeye katkılarını sevinçle gözlemliyoruz.

 

UETD_PolitikGezi2016_Resim_6
« 1 of 6 »

Merken